Evlilik Birliğinde Mal Rejimi Yükümlülükleri


1.EŞLERİN PAYLI MÜLKİYETİNDEKİ MALLARI ÜZERİNDE PAY DEVRİNİN DİĞER EŞİN RIZASINA TABİ OLMASI 

Medeni Kanun’un 688. maddesine göre, paylı mülkiyette paydaşlar, kendi payları bakımından malikin hak ve yükümlülüklerine sahiptirler. Bu nedenle, paylı mülkiyette her bir paydaş, kendi payı üzerindeki hukuki işlemleri, diğer paydaşların rızası olmaksızın tek başına devredebilirler. Evlilik birliğindeki özel durum göz önünde tutularak, edinilmiş mallara katılma rejiminde, TMK’ nun 223. maddesinin 2. fıkrasıyla, eşlerin paylı mülkiyetinde bulunan mallar üzerindeki tasarruf işlemleri için özel bir hüküm kabul edilmiştir. Medeni Kanun’un bu maddesine göre, aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz. Eşlerin çoğunlukla ortak kazançlarıyla çoğu kez birlikte tartışarak, beğenerek, karar vererek satın aldıkları paylı mülkiyet konusu bir malda, bir eşin payını diğerinin rızası olmadan başkasına devretmesi, evlilik birliğinin mutluluğuna zarar verebilir ve diğer eş, belki de hiç istemediği üçüncü bir kişiyle paydaş haline getirebilir. Bu nedenle, kanun koyucu eşlerden birinin payı üzerindeki tasarruflarının, diğer eşin rızasına bağlanmasını gerekli görmüştür. TMK’ nun 223. maddesinin 2. fıkrasındaki bu hükmün uygulanabilmesi için şu şartları taşımalıdır. 

Eşlerin paylı mülkiyet konusu mallarının bulunması: 
Medeni Kanun’un 223. maddesinin 2. fıkrasının söz konusu olabilmesi için malın her iki eşin de paylı mülkiyetinde olması gerekir. Her iki eş de mal üzerinde pay sahibi değilse, yapılan tasarruf işlemlerinin geçerliliği, diğer eşin rızasına bağlı değildir. Örneğin, erkeğin, kardeşi ile birlikte paylı mülkiyetinde olan bir taşınmazdaki payı üzerinde yapacağı tasarruflar, diğer eşin rızasına bağlı değildir. Paylı mülkiyet konusu mal her türlü mal olabilir. Burada genelde taşınmazlar gündeme gelir, ancak taşınır mallar da paylı mülkiyette olabilir. Medeni Kanun’da mal sözcüğü kullanılmasına rağmen, buraya paylı mülkiyet konusu hakların da girdiğini kabul etmek gerekir. Örneğin, iki eşin bir fikir veya sanat eseri üzerinde paylı birlikte mülkiyet hakları olabilir. Ayrıca, maddenin uygulanabilmesi için, sadece eşlerin paylı malik olması zorunlu değildir. Mal üzerinde, eşler dışında üçüncü bir kişi de pay sahibi ise, bu madde yine uygulanır. Örneğin, bir taşınmaz üzerinde, eşlerden birinin kardeşinin de, eşlerle birlikte pay sahibi olduğu bir durumda da söz konusu madde uygulanır. Maddenin konuluş amacı ve gerekçesinden hareket edilecek olursa, burada sadece eşlerin paydaş olduğu malların esas alındığı, üçüncü kişilerin de pay sahibi olduğu hallerde bir eşin payını devretmesinin diğerinin rızasına bağlı tutulmasının haklı olmadığı sonucuna varılabilir. Ancak maddenin sözünden böyle bir sonuç çıkmamaktadır. Maddede bir eşin paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarruf etmesinin diğerinin rızasına bağlı olduğu ifade edilmiştir. Buna göre malda üçüncü kişiler de paydaş olsa bile eşlerin paylarını devretmesi diğer eşin rızasına bağlı olacaktır. Burada sadece eşlerin paylarını devretmesinde bu rıza şartı aranacak, buna karşılık paydaş olan üçüncü kişilerin paylarını devretmesi eşlerin rızasına bağlı tutulmayacaktır. Bir eşin payını tasarrufi bir işlemle bir başkasına devretmesi gerekir. Diğer eşin rızasının alınması gerekir. Rıza alınmadan paylı mülkiyetteki payın üçüncü kişiye devrine ilişkin işlem rızası alınmayan eş açısından bağlayıcı değildir. Payı devralan üçüncü kişi bu işlemle bağlıdır. Rızası alınmayan eş buna icazet vermedikçe bu işlem geçerli olmayacaktır. Burada pay üzerinde ayni bir hak elde eden üçüncü kişi aynen BK 38. maddesinde olduğu gibi, rızası alınmayan eşe mehil vermek suretiyle işleme icazet verip vermeyeceğini açıklamasını talep edebilir. Verilen mehil içinde olumlu bir yanıt gelmediği takdirde üçüncü kişi de işlemle bağlı olmaktan kurtulur. TMK 223. maddesinin 2. fıkrası, TMK 194. maddesinden farklı olarak, tasarruf işleminde bulunacak eşe, mahkemeye başvurmak suretiyle bu işleme izin verilmesini isteme hakkı vermemiştir. Bu nedenle paydaş olan eşinin rızasını sağlayamayan eş, onun bu rızasını vermemesinin haklı sebepleri olmadığını kanıtlasa bile, payı üzerinde tasarrufta bulunamaması gibi bir sonuç ortaya çıkacaktır. Ancak bütün hakların kullanılmasında dürüst davranma ilkesini hukukun temel bir ilkesi olarak kabul eden TMK’ nun 2. maddesi hükmünün şartlarının bulunduğu durumlarda payını devretmek isteyen eşin, haklı sebeplerini kanıtlamak ve paydaş eşin devre rıza göstermemesinin haklı sebepleri olmadığını ortaya koymak suretiyle, hâkimden izin alabileceğini kabul etmek yerinde bir uygulama olacaktır. Eşin payını devredebileceğine ilişkin bir anlaşma bulunmamalıdır. Söz konusu madde emredici nitelikte bir madde olmadığı için eşler aksine bir anlaşma yapabilirler. Eşler, paylı malik oldukları mallar üzerinde tasarruflarının, diğerinin rızasına balı olmayacağına ilişkin bir sözleşme yapmışlarsa, o takdirde TMK’ nun 223. maddesinin 2. fıkrası uygulanmaz. Kanunda anlaşmanın nasıl yapılacağına ilişkin her hangi bir şekil şart getirilmemiştir. Bu sözleşme kanıtlanabildiği ölçüde sözlü olarak da yapılabilir.

2. MAL ORTAKLIĞI REJİMİNDE MİRASIN KABUL VEYA REDDİNİN DİĞER EŞİN RIZASINA TABİ OLMASI 

Mal ortaklığı rejimi yukarıda açıkladığımız üzere eşlerin kişisel ve ortaklık mallarından oluşur. TMK’ nun 257. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına göre eşler, ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak sahiptirler. Hiçbir eş ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf hakkına sahip değildir. Medeni Kanun’un 265. maddesinde, mal ortaklığı rejiminde mirasın kabulü ve reddi konusunda özel bir düzenleme getirilmiştir. Madde hükmüne göre, eşlerden biri, diğerinin rızası olmaksızın ortaklık mallarına girecek olan bir mirası reddedemeyeceği gibi, tereke borca batıksa mirası kabul de edemez. Maddede mal ortaklığı rejiminde, eşlerden her birinin diğer eşin rızası olmaksızın, eşlerin ortak mallarına girecek olan bir mirası reddetmesi yasaklanmıştır. Aynı şekilde böyle bir tereke borca batıksa, diğer eşin rızası olmaksızın kabul edilemeyeceği de kanun tarafından öngörülmüştür. Bu maddeyle, evlilik birliğinin çıkarları korunmuştur. Kanun koyucu evlilik birliğinin menfaatlerini korunması açısından bu hükümle yetinmemiş, rızayı elde edemeyen eşe mahkemeye başvurma hakkı da tanımıştır. TMK’ nun 265. maddesinin 2. fıkrasına göre, diğer eşin rızasının alınmasına olanak bulunamazsa veya bu konudaki istem onun tarafından haklı sebep olmaksızın reddedilirse, istem sahibi eş kendi yerleşim yeri mahkemesine başvurabilir. Medeni Kanun’un 265. maddesi, evlilik birliğinin korunması açısından çift yönlü bir denetim olanağı getirmektedir. Bir yandan, niteliği maddede belirtilen türden bir mirasın kabul veya reddedilmesini diğer eşin rızasına bağlanmış, diğer yandan, diğer eşin rızasının alınması olanaksız ise, evlilik birliğini korumak amacıyla hâkimin müdahalesi sağlanmıştır.

3. MEDENİ KANUN’UN MAL REJİMLERİNE İLİŞKİN DÜZENLEMESİNİN EVLİLİK BİRLİĞİNİ KORUMAYA YÖNELİK DİĞER HÜKÜMLERİ 

Medeni Kanun’un 217. maddesine göre, “mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez. Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi, borçlu eşi evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacaksa, bu eş ödeme için süre isteyebilir”. Maddeyle eşler arasındaki borç ilişkilerine açıklık getirilmiş ve kabul edilen mal rejiminin eşler arasındaki borçların muaccel olmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Ancak eşlerin herhangi iki insan değil, evlilik birliğini sürdürmekle görevli ve bu birliğe karşı yükümlülükleri olan kişiler olduğu ve evlilik birliğinin korunması gerektiği düşüncesiyle, ödemede güçlükle karşılaşacak eşe süre tanınması kabul edilmiştir. Medeni Kanun’un edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkin 223. maddesinde, her eşin, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Kural olarak eş, kişisel ve edinilmiş malları üzerinde yönetme, yararlanma ve tasarruf açısından serbesttir. Ancak Medeni Kanun evlilik birliğinin korunması amacıyla bu serbestliğe bazı istisnalar getirmiştir. Aynı kanun maddesine göre eş bu yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkını yasal sınırlar içerisinde kullanacaktır. Bu yasal istisnalar, çeşitli maddelerinde karşımıza çıkmaktadır. Edinilmiş mal rejimini seçen eşlerden birinin, mülkiyeti kendisine ait olan aile konutu üzerinde tasarrufta bulunması diğer eşin açık rızasıyla mümkündür (TMK 194/I) Yine ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, belirleyeceği mal varlığıyla ilgili tasarrufların diğer eşin rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir (TMK 199) TMK’ un 185/III maddesinde düzenlenen, eşlerin birbirlerine yardımcı olmak yükümlülüğü ve TMK’ un 186/III maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğü hususlarında da söz konusu tasarruf yetkisi evlilik birliğinin korunması amacıyla hâkim kararıyla sınırlanabilir. Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi hususunda, Medeni Kanun’un 244. maddesi, eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur, diyerek aynı düzenlemeyi yinelemiştir. Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde de eş, malların yönetim, yararlanma ve tasarrufunda bulunurken, evlilik birliğinin korunması amacıyla yukarıda belirttiğimiz sınırlamalara tabi olacaktır. Mal ayrılığı rejiminde, paylı malın tasarrufu konusunda, TMK’u 243. maddesi uyarınca, paylaşmalı mal rejimine ilişkin hükümlerin uygulanacağını düzenlenmekle, evlilik birliğinin korunması için aynı sınırlamayı kabul etmiştir. Mal ortaklığı rejiminde ise, Medeni Kanun’un 262/I maddesine göre, eşlerden her biri, olağan yönetimde, ortaklık mallarını evlilik birliğinin yararına uygun olarak yönetmeleri gerektiğini belirtmiş. Olağan yönetim dışında kalan konularda eşler, ancak birlikte veya biri diğerinin rızasını almak suretiyle ortaklığı yükümlülük altına sokabilir veya mallarda tasarrufta bulunabilir (TMK 263/I). Yani mal ortaklığı rejiminde, yönetimde ölçü “evlilik birliğinin yararı”dır. Yine, eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi kişisel mallarını yönetme ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğunu düzenlemiştir 
 

BİZE SORUN
Adınız *
Soyadınız *
Telefon Numaranız *
Sorunuz *
MY DEDEKTİFLİK® - Müşteri Gizliliği
MÜŞTERİ GİZLİLİĞİ

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (K.V.K.K) hükümleri başta olmak üzere ilgili tüm diğer mevzuatlara uygun olarak korunmaktadır. Hiçbir hal ve surette KÖTÜ NİYETLE KULLANILAMAZ

MY DEDEKTİFLİK® - Ödüllü Dedektif
ÖDÜLLÜ DEDEKTİF

2019-2020 Genel arama istatistiği ve aldığı hizmete yorum yapan memnun müşteri genellemesinde En İyi Araştırmacı ve Özel Dedektifi 2019-2020 kıymet ödülüne hak kazanmış dedektiflik firmasıdır.

MY DEDEKTİFLİK® - Yasal Hizmet
YASAL HİZMET

Türkiye Cumhuriyeti Kanun ve yasalarına uygun olarak gerekli izinlerle kurulmuş olup yasal hizmet vermektedir. Tüm hizmetleri yasaların verdiği izinle yapılmaktadır. Yasa dışı hizmet verilemez.

MY DEDEKTİFLİK® - Memnun Müşteri
MEMNUN MÜŞTERİ

Hizmet alan memnun müşteri oranı %98 olarak genel istatistikte belirlenmiştir. Google da en yüksek 5 yıldızlı değerlendirilmiştir. En fazla memnun müşterisi olan şirkettir.

HİZMET VERİLEN İL VE İLÇELER
HİZMET VERİLEN ÜLKELER